GÜLBENK NEDİR?  

     Mevlevîlerde, edep telâkkisiyle inançtan meydana gelen terimler vardır. Söylenen her söze dikkat eldir yapılan her hareketin bir sebep ve hikmete mebnidir. Meselâ kapıyı kapamak, ocağı, yahut mumu söndürmek, ışığı yakmak gibi tabirler Mevlevîlikte kullanılmaz; bunların yerine , «kapıyı sırlamak», «ocağı ve mumu dinlendirmek», «ışığı uyarmak, uyandırmak» gibi tâbirler kullanılırdı. Ben denmez, «biz», yahut «fakiyr» denir. Sen denmez, «siz», yahut «nazarım» denir.
Mevlevîlikte bu ince anlayışın görüldüğü en önemli yerlerden birisi mutfaktır.
Mevlevilikte Mutfağın ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bir aşçıya ilk defa Konya'da 13.yüzyılda bir anıt mezar yaptırılmıştır. Mevlana'nın aşçısı olan Ateş-baz-ı Veli'ye yaptırılan bu anıt mezar, Mevlevilik kültüründe mutfağın ve aşçının önemini anlatmaya yeter.

    Mevlevilikte yemek adabına göre yenir ve yemeğin sonunda ser-tabbâh(Aşçıbaşı) yahut da şeyh:

    Yola düşmüş sûfîleriz biz, padişahın sofrasında oturmuş nimetlerini
yiyenleriz biz.
Yarabbi, şu kâseyi, şu badeyi, şu sofrayı ebedi kıl»
mealindeki şu beyit ve şu duayı okur:
Mâ sûfiyân-ı rahim mâ tabla-hâr-ı şâhîm
Payende dâr yârab in kâserâ vu hanrâ
Salli ve sellim ve barik alâ esad-i ve eşref-i nûr-i cemî'-il-enbiyâi
ve-l-murselîn ve-l-hamdu li-l-lâhi Rabb-il âlemîn...
Nan-u Merdan, Nimet-i yezdan, berekâtı Halilur-rahman.
El-hamdü li-llâh, Eş-şükri li-llâh, Hak berekâtını vere, yiyenlere
nur-i iman ola. Erenlerin hân-ı keremleri, nân-u ni'metleri müzdâd,
sâbih-ül-hayrât-ı güzeştegânın ervâh-ı şerîfeleri şâd-u handan,
bâkıyleri selâmette ola, demler, safâlar ziyâde ola, kulûb-u âşîkân
küşâd ola, niyazlar kabul muratlar hayr ile hasıl ola. Dem-i Hazret-i
Mevlâna, sırr-ı Âteş-bâz-ı Velî, kerem-i îmâm-ı Alî ve şefeatul
Muhammedun Nebiyyul ümmi(A.S.V), Hû diyelim: Hûûû.» El-Fatiha...






Muhammedi Üniversite © 2008 | www.muhammedi.net